Emlak Haberleri

Deprem geliyor! Önlem alınmazsa kayıp büyük olacak!

İTÜ Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, Deprem bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ve Jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. K. Erçin Kasapoğlu beklenen İstanbul depremini değerlendirdi. İşte İstanbul’u bekleyen o büyük felaket ve uzmanların tüyler ürperten açık

Marmara Bölgesi’nde meydana gelmesi öngörülen olası İstanbul depremi, oluşturacağı etkiler nedeniyle sık sık gündeme geliyor. Türkiye’nin kalbi konumunda olan Marmara Bölgesi, milyonlarca kişilik nüfusu bulundurmasının yanı sıra pek çok sanayi tesisine de ev sahipliği yapması nedeniyle sarılması zor yaralar ile karşılaşma riski barındırıyor.

Uzmanlar, Marmara’da meydana gelecek olası bir depremin yalnızca İstanbul’u değil, tüm bölgeyi etkileyeceğine dikkat çekerken yetkililerin depremin ardından yapılacaklardan ziyade depremden önce yapılması gerekenleri planlaması gerektiğine vurgu yapıyor.

‘HERKES KUZEYE BAKIYOR, GÜNEY KOLDA DA BİRİKİM VAR’

Marmara Bölgesi’nde yer alan fay hatlarının sürekli izlendiğini dile getiren Bilim Akademisi Üyesi, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, yapılan pek çok çalışmanın Marmara’daki fay hattının Kuzey koluna odaklandığını ama güney hattında yer alan fay hattında da birikme olduğuna vurgu yaptı.

İşte İTÜ Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, Deprem bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ve Jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. K. Erçin Kasapoğlu’nun büyük Marmara depremine ilişkin açıklamaları…

Prof. Dr. Görür, “Şimdi herkes kuzey koluna bakıyor oysa Marmara’daki stres birikimi sadece kuzey hattında gerçekleşmiyor. Marmara’nın güney hattında da stres birikimi var. Depremi kuzey kolda beklememiz doğru, bilimsel veriler bize büyük bir olasılık payı ile bu bölgeyi işaret ediyor ama bu, Marmara’nın güney bölgesi emniyettedir anlamına gelmiyor. Marmara Denizi’nde stres birikimi asimetrik şekilde, bu anlamda bakarsak eğer halkımız ve yöneticilerimizin ‘Deprem nasılsa kuzeyde olacak’ şeklinde bir rehavete kapılması yanlış. Deprem beklediğimiz fayın güney alanları neredeyse 10 kat daha fazla stres biriktiriyor” açıklamasında bulundu.

Tüm bunların güney alanlarda hiç düşünülmeyen boyutlarda hasar oluşturma ihtimalinin olduğunu aktaran Prof. Dr. Naci Görür, “Bu ihtimali göz önüne alarak güney kısımda bulunan yerleşimlerin yani Bursa, Balıkesir, Bandırma, Mudanya, Gemlik özetle Marmara’nın güneyinde deprem önlemleri özellikle de deprem odaklı kentsel dönüşüm çalışmaları ihmal edilmemeli” diye konuştu.

Yetkililere bu konuda büyük görevler düştüğüne de dikkat çeken Prof. Dr. Görür, deprem olmadan önce alınabilecek tedbirlerin ancak sahada sürdürülebilecek çalışmalarla belirlenebileceğinin altını çizdi. Prof. Dr. Naci Görür, “Deprem öncesinde alınabilecek önlemleri masada belirleyemezsiniz. Masada yapılacak planlamalar ancak deprem sonrasında yürütülecek çalışmaları içerir. Afetler yaşandıktan sonra müdahale etmek konusunda oldukça başarılıyız ama bu yetersiz. Deprem olduktan sonrasını değil, depremden öncesini planlamalı ve kayıplarımızı en aza indirmeliyiz” dedi.

Deprem uzmanı Prof. Dr. Görür, konuyla ilgili açıklamasında “1939 yılından yani Erzincan depreminden bu yana bu strateji değişmiş olsa 1999’daki Marmara depreminde 100 bin insan ölür müydü? Biz hep deprem olsun sonrasına bakarız diye beklemişiz. Bu konuda artık değişmemiz gerekiyor. Doğru olan bir afetin nereden geleceği, nereleri yıkacağı, ne kadar insanı etkileyeceği gibi sorulara cevaplar bulup bu doğrultuda önlemler almak. Bu bilimsel olarak mümkün. Depremi durdurmazsınız ama vereceği zararı belirleyebilirsiniz. Son dönemde bu doğrultuda çalışmalar yapılıyor ama bu daha ciddi şekilde ele alınmalı” diye konuştu.

‘MİKRO BÖLGELEME ÇALIŞMASI ŞART’

Depremin oluşturacağı etkilere karşı bütün dünyada oldukça etkili planlama yöntemleri olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Görür, Türkiye’nin de bu tarzda bir planlama yaparak kayıplarını azaltabileceğinin altını çizdi. Görür, “Depreme karşı yapılacak planlama tüm ülkeyi kapsamalı. Sadece şehirler değil, tüm yerleşim alanları önlem kapsamına dahil edilmeli. Deprem bölgelerimiz belli. İlk etapta buralarda tehlike analizi yapılmalı, bu başlı başına yıllarca sürecek bir çalışma. Tüm yönetim birimleri sorumlu olduğu alanlarda yapmalı. Bu analiz her bölgedeki fay hatlarının ayrıntılı olarak incelenmesine olanak sağlar ve oradaki fayların derinlikleri, boyları, deprem üretme süreleri ve diğer özelliklerinin belirlenmesini sağlar. Önce yaşam alanlarımızın ne gibi bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu tespit etmemiz lazım. Tehlike analizi yapıldıktan sonra yapılacak ise bu tehlike gerçekleştiğinde oluşabilecek zararların belirlenmesi gerekiyor. Bunların tümüne mikro bölgeleme çalışması diyoruz” açıklamasında bulundu.

‘ÖNLEM ALINMAZSA KAYIPLAR BÜYÜK OLUR’

“Marmara’da yaşanacak bir depremde oluşacak kayıplara dair birçok çalışma yapıldı. İstanbul’u nüfusu ve yapı stoğu bakımından ele alırsak İstanbul’da bulunan binaların yüzde 60’ı mühendislik hizmeti görmemiş” ifadelerini kullanan Prof. Dr. Görür, “Yani bu demektir ki gecekondu mantığıyla zemin etüdü doğru düzgün yapılmayan veya imara aykırı inşa edilmiş çok sayıda yapı var. İstanbul’da toplam yapı stoğu 1 milyon 100 bin kadar. Biz 1 milyon olarak alalım. Bu 1 milyonun diyelim ki yüzde 1’i çok zayıf olsun. Yüzde 1’i 10 bin bina yapar, her bina dört katlı olursa 40 bin kat yapar, her bir kat 2 daire olursa 80 bin daire demek, her daireye 4 kişi koyarsan 320 bin insanın hayatı tehlikede demek. Bu sadece yüzde 1 üzerinden yola çıktığımız ihtimâl” diyerek tedbirlerin artmaması durumunda Marmara Bölgesi’nde beklenen depremin etkilerinin ağır olacağını öngördüğünü belirtti.

‘MARMARA SÜREKLİ TAKİP EDİLİYOR

Deprem bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy da Marmara Denizi’nde yer alan fay hatlarının sürekli olarak yakından izlendiğini ve yaşanan gelişmelerin kayıt altına alındığına vurgu yaptı. Prof. Dr. Üşümezsoy, “Marmara’da gerçekleşen her deprem hem AFAD tarafından hem Kandilli tarafından hem de uluslararası otoriteler tarafından kayıt altına alınıyor. Bu anlamda tansiyonu ölçülen bir hasta gibi sürekli olarak Marmara’da yaşanan hareketlilikler ölçülüyor” diye konuştu. Prof. Dr. Üşümezsoy, Kumburgaz çukurunda yer alan fayı işaret ederek, şunları kaydetti:

“Yapılan çalışmalar bize Kumburgaz çukurunda bulunan faya dikkat etmemiz gerektiğini gösteriyor. Bu benim ortaya attığım tez. Bana karşı olarak sunulan tez ise Kumburgaz’da bulunan fay hattının Silivri-Yeşilköy arasında bulunan fay ile birleşmesi üzerinden ilerliyor. Bu durumda 7.2 ila 7.6 büyüklüğü arasında bir deprem gerçekleşeceği üzerine tespitler yapıldı. Ben buna katılmıyorum. Yani Adalar’dan gelip Bakırköy’e kadar uzanan, oradan da Büyükçekmece bölgesine kadar giden fay ölü bir fay. Ancak bütün senaryolar Adalar’ın önünde bulunan fayda deprem olacağı üzerinden şekillenmişti. Mudanya’da yaşanan son depremler bu konuda herkesin dikkatini o bölgeye topladı ve yıllardır anlatılan senaryonun sorgulanmasına sebep oldu.”

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, konuyla ilgili konuşmasında “Biz yaptığımız araştırmalarda Marmara’nın güney bölgelerinde de risk olduğunu daha önceden ifade etmiştik ama bu o dönem çok dikkate alınmamıştı. Depremin kuzey hattında yaşanacağını düşünenler, Adalar güneyinden geçen fay üzerine yoğunlaşmışlardı. Yeşilköy’den başlayıp Gaziköy’e kadar giden fayın kırılacağı üzerine çalışmalar yapılıyordu. Oysa bunun da hatalı olduğu ortaya çıktı. 1912 yılında Tekirdağ ve Silivri’de bulunan fay kırılmış. Kumburgaz’da bulunan fay hattı ile Avcılar açıklarında bulunan fay bir düşünülerek senaryolar yapılıyordu ama bizim son çalışmalarımıza göre Avcılar açıklarında bulunan bir fay yok” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Üşümezsoy, açıklamaları sırasında “Benim tezlerime göre Marmara’da fay Yalova-Çınarcık hattından güneye doğru gidiyor. Orta Marmara’da olduğu söylenen 50 ila 70 kilometrelik fay bulunmuyor. Sadece Kumburgaz çukurunda 30 kilometrelik bir fay var ve bu 6.5 büyüklüğü civarında bir deprem üretebilir. 3 yıl önce Silivri açıklarında gerçekleşen depremin de durumun benim düşündüğüm gibi olduğunu gösteriyor” bilgisini de paylaştı.

‘MUDANYA HATTINDAKİ FAY FAAL’

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Marmara’nın güney kısmındaki Mudanya bölgesinde yer alan fay hattının hala faal olduğuna dikkat çekti. Üşümezsoy, “Son depremler bize gösterdi ki buradaki fay çok faal olmasa da hâlâ aktif olarak çalışıyor. Benim çalışmalarım gösteriyor ki Kuzey Anadolu fayının güney kolu dediğimiz İznik’te bulunan fay, 1999’da enerjisini boşalttı ama Esenköy’de batıya doğru giden hatta stres var. Fay bu noktada Armutlu bölgesinden dönerek batıya doğru seyrediyor” şeklinde konuştu.

‘BEKLENEN DEPREM KUZEY KOLUNDA OLACAK’

Milliyet’ten Oğuzcan Atış’ın haberine göre; Kuzey Anadolu fayının Marmara’da üç farklı kola ayrıldığının da altını çizen Jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. K. Erçin Kasapoğlu da, beklenen büyük depremle ilgili olarak şöyle konuştu:

“Depremin kuzey kolunda Adalar’ın bölgesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Bu deprem gerçekleşirse özellikle Marmara’nın kuzey kısımlarında ciddi şekilde hissedilecek. Güney bölgesinde de hissedilmesi oldukça muhtemel ama ben güney hattında ciddi bir hasar beklemiyorum. Benim tahminlerime göre beklenen depremin büyüklüğü 7.4’ten küçük olacak. Ben 7.0 büyüklüğünde bir deprem yaşanacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Yorum yapmak için tıklayın

You must be logged in to post a comment Login

Yorumunuz

Yukarıya