Emlak Haberleri

Doğanlar Apartmanı davasının görülmesine başlandı!

Egenin incisi İzmir’de 30 Ekim 2020 tarihinde yaşanan 6,6 büyüklüğündeki depremde yıkılan binalar arasında yer alan Doğanlar Apartmanı’nın davasının görülmesine başlandı.

İzmir’de 30 Ekim 2020 tarihindki 6,6 büyüklüğünde depremde yıkılan binalar arasında yer alan Doğanlar Apartmanı’nın davasının görülmesine başlandı.

Anadolu Ajansı’nda yer alan habere göre,  İzmir  3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile katılım sağladı. Salonda da müştekiler, tutuksuz sanık ve taraf avukatları yer aldı.

Mahkeme Başkanının iddianameyi okumasından sonra tutuklu sanıklar arasında yer alan müteahhit Ç.D, konuyla ilgili savunma yaptı.

Ç.D, 1992 tarihinde tamamlanan inşaatta malzemeyi en iyi biçimde kullandığını iddia ederek yapılan suçlamaları kabul etmedi.

Ç.D yaptığı savunmada, “Aradan 30 sene geçti. Arada neler yapıldı bilemem, konuşamam da. İnşaatı en iyi şekilde yaptığımı düşünüyorum. O dönem betonlar, betoniyerle dökülüyordu. El usulüyle malzemeyi betoniyere atıp, betonu bu şekilde döküyorduk. Hazır beton 1998’de başladı. Kancalar da o zamanlarda işçiler tarafından elle yapılıyordu. Hiçbir inşaatında kalitesiz malzeme kullanmadım. Demiri de çimentoyu da en iyi yerlerden aldım.” dedi.

“Yapı taşıyıcı elemanlar zarar gördü mü?”

Tutuklu sanıklar arasında yer alan Doğanlar Apartmanı’nın statik-betonarme proje müellifi M.S.B, inşaatın hesaplamalarının o dönem ki mevzuata uygun olarak yapıldığını iddia ederek şunları söyledi:

“İnşaatlar o günün şartlarına göre yapıldı. 30 sene sonra elim olay meydana geldi. Rahmet ve acil şifa diliyorum. 30 senedir oralardan uzağız. Yıllarca yurt dışında çalıştım. 2018’den sonra ciddi bir tadilat yapılmış ve bunda fenni mesulün imzası yok. Bu tadilatın kaçak yapıldığını tahmin ediyorum. Bana kirişlerde delik olduğu söylendi. Kolon kesilmese de kirişlerde açılan delikler hoş olmayan sonuçlara yol açar. Kirişlerde delik var mı, deprem sonrası çekilen görüntüler incelensin. Dükkan sahipleri, tavan yüksekliğinin azalmaması için havalandırma veya doğal gaz borularını kirişleri deldirerek dükkanlara bağlantı yapabiliyor. Tadilat sırasında yurt dışındaydım. 1999’dan önceki yapılara ‘güçlendirilsin’ diye bir karar alınıyor. Uzun lafın kısası güçlendirilmiyor. Suçlamaları kabul etmiyorum. Tadilat sırasında binanın yapı taşıyıcı elemanlarının zarar gördüğünü düşünüyorum.”

Tutuksuz şekilde yargılanan G.U. da çalıştığı şirketin kendisini “sürveyan” gösterdiğini öne sürerek, “Fenni mesul yanıma gelerek sürveyanın inşaatta durması gerektiğini, bir şey yapmayacağımı söyledi. O dönem ekonomi kötüydü ve iş bulmak zordu. Sürveyan olarak gösterilmemi reddedemeyecek durumdaydım. Ek masraf çıkmasın diye beni sürveyan gösterdiler. Binanın yıkılmasında sorumluluğum yoktur.” dedi.

“Bu dava beklenen İstanbul depreminin davasıdır”

Yaşanan depremde oğlunu yitiren kendisi de 3 çocuğuyla birlikte enkaz altından çıkarılan müşteki Seher Perinçek de şöyle konuştu:

“Sesimi duyan var mı? Oğlum Umut nerede, rahmetle anacağımız komşularımız nerede? Buz dağının altına saklananlar nerede? Yönetimleri denetleyen devlet organları nerede? Bize herhangi bir rapor ibraz edilmedi. Bu dava gelecek İstanbul depreminin davasıdır. Bu davada çıkacak kararın emsal olmasını istiyorum. ‘Elif umut oldu’ dediler, Elif’in Umut’u nerede? İşini ehliyle yapmayan sorumsuzlardan şikayetçiyim.”

Müştekiler arasında yer alan Melike Baştoklu, “O kadar sayısız bina içerisinde yıkılan binalardan biriyiz. Sebebi tabii ki de ihmal, sanık Ç.D. ve yandaşları cebini doldursun diye… Adalet istiyorum. Ölene kadar uğraşacağım. Size benden rahat yok. Şikayetçiyim.” diye konuştu.

Oğlu enkaz altında alan müşteki Olcan Uzun Özışık da “Halen fizik tedavi görüyor. Yarım saat daha kalsa o da vefat edecekti. Kolonlar uzun süre üzerinde kaldığı için bacaklarını hissetmiyor. Bütün sorumlulardan şikayetçiyim.” ifadelerini kullandı.

İzmir’deki depremde yerle bir olan Doğanlar Apartmanı’nın eski yöneticisi M.E, Doğanlar apartmanında çatıyı yaptırırken bazı yarın ve ayrıklar gördüğünü, bazı konut sakinlerinin merpenlere granit yapmakla ilgili teklif sunduğunu, bunun üzerine kendisinin binada çatlaklar olduğunu ve binanın taşıyamayacağını bildirdiğini iddia etti.

Deprem risk analizi yaptırdıklarını dile getiren M.E, bina için verilen raporda “çürük” bilgisinin bulunduğunu, hazırlanan raporun fotokopilerini binadaki tüm konutlara ilettiğini kaydetti.

Bu sırada bazı müştekiler, raporun fotokopilerinin kendilerine verilmediğini iddia ederek, “42 daireye fotokopi çekip raporu ilettiği” ifadesine ilişkin, “Bu yalanı nasıl söyledi. Bize iletilen hiçbir rapor yok.” dedi.

Yıkılan binada oturan tanıklar arasında yer alan T.Ü, “Apartmanın 5. derece çürük raporu olduğunu duyduktan sonra mühendis bir tanıdığımdan rica ettim, apartman toplantısına davet ettim. Toplantı tartışmalı geçti. Bize ‘sen ne anlarsın’ denildi. Bir daha toplantıda gündeme alalım denildi. Yeni yönetici geldi. Gündeme aldıramadık. Birinci katta oturuyorduk. Evde olsaydık, şu an yaşamıyorduk.” şeklinde konuştu.

“İki blok arasında 20-25 santim boşluk meydana gelmiş”

Tanık olarak dinlenen inşaat mühendisi C.L. de yapılan rica üzerine Doğanlar Apartmanı’ndaki toplantıya katılım sağladığını belirterek, şunları dile getirdi:

“Apartmanla ilgili gözlemleri toplantıda belirttim. Balkonların eğimli durduğunu gördüm. İki blok arasında 20-25 santim boşluk oluşmuştu. Küçük bir yer sarsıntısında binanın yatabileceğini söyledim. Eğrilen tarafa devrilebileceğini söyledim. 30-35 kişi vardı. Endişelendiğimi söyledim. Kimileri destekledi, kimileri karşı çıktı. Tartışma ortamı oldu. Mali şeylerle itham ettiler.”

Tutuklu sanıkların avukatları müvekkillerinin her işi yönetmeliğe uygun şekilde yaptıklarını belirterek, tahliye talep etti.

Mahkeme heyeti, gerçekleştirilen yargılama sonunda sanıkların tutuklu hallerinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

 

 

Yorum yapmak için tıklayın

You must be logged in to post a comment Login

Yorumunuz

Yukarıya