Emlak Haberleri

Gayrimenkul alım satımları noterden yapılabilinir mi?

İstanbul Tapu Kadastrolular Derneği Başkanı Turgay Gültekin, gayrimenkul alım ve satım işlemlerinin noterden gerçekleştirilmesi düzenlemesine ilişkin bir yazı kaleme aldı. İşte Gültekin’in o yazısı…

İstanbul Tapu Kadastrolular Derneği Başkanı Turgay Gültekin, gayrimenkul alım ve satım işlemlerinin noterden gerçekleştirilmesi düzenlemesine ilişkin bir yazı kaleme aldı.

İstanbul Tapu Kadastrolular Derneği Başkanı Turgay Gültekin, yazısına “Ülkemizde ilk tapu kadastro teşkilatı Defterhane-i Amire adıyla 1847 yılında kurulmuş ve o günden bu yana gayrimenkul mülkiyetine yönelik tüm işlemler sağlıklı bir şekilde yürütülmüştür.

175 yıldır bu hizmeti kusursuz bir şekilde yerine getirmiş bir kurumun güven ve istikrar kazanmış gayrimenkule yönelik akit ve tescil işlemlerinin akit kısmı noterlere devredilmek isteniyor ve buna dair resmi açıklama da yapılmış bulunuyor.” ifadelerini kullanarak başladı.

İşte Turgay Gültekin’in yazısının devamı…

Turgay Gültekin, bu sistemin neden değiştirilmek istendiğine de değinerek, “Bilindiği üzere Medeni Kanunun 1007. Maddesi ‘Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.
Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder.’ şeklinde düzenlenmiştir.

Buna göre, tapu sicilinin tutulmasında memurun kusuru olsun veya olmasın ortaya çıkan zarardan devlet sorumlu olmaktadır.
Bu madde gereğince kişinin zararı hazine tarafından ödenmekte ve eğer memur kusurlu ise ödenen tazminat memura rücu edilerek tahsil edilmektedir” açıklamasında bulundu.

Örneğin sahte bir vekaletle satışı yapılan ev için, ev sahibinin açacağı bir dava ile malın değerini devletten isteyebileceğinin altını çizen Gültekin, Hazine’nin de zararın bu satıştan doğduğunu belirlemesinde halinde zararı karşılayacağına dikkat çekti.

Amerika’da bile gayrimenkul alım satımında tapu sigortası parası olarak bir bedel tahsil edilmektekteyken, ülkemizde bu görevi hazinenin üstlendiğine ve uzun senelerdir gayrimenkul güvenliğini sağladığına dikkat çeken Gültekin, “Tapu işlemlerinin Noterlere devredilmesi halinde devletin sorumluluğu prensibi ortadan kalkacaktır. Dolayısıyla tapu güvenliği de artık sona erecektir” şeklinde konuştu.

“Sonuç olarak canı yanan vatandaş kendi başının çaresine bakacaktır. Devletin bu tazminat sorumluluğundan kurtulmak gayesi ile akit işlemlerini noterlere devretmesi, gayrimenkul güvenliğini tamamen yok edecektir” diyen Gültekin, bu işlemlerin devredilmesinin yaratacağı diğer sorunları da açıkladı. Gültekin, şöyle konuştu:

“Bu devrin 2. Önemli sorusu da neden sadece alım-satım akitleri devredilmek isteniyor? Oysa tapu dairelerinde satış dışında, intikal, miras işlemleri, kat irtifakı, ipotek, haciz, ihtiyati tedbir gibi bir çok işlem yapılmaktadır.

Çoğu zaman bir taşınmazın alım-satıma uygun hale gelebilmesi bu alt işlemlerin ikmal edilmesi ile mümkün olmaktadır.
Bir taşınmazın alım-satıma uygun hale gelmesi için harcanan emek, alınan risk tapu dairelerinde kalırken neredeyse sıfır risk içeren satışların noterlere devredilmesi noterler için “çöpsüz üzüm” olmakta, tapu çalışanlarının dışarıya dönük yüzü olan satışların alınması ile tapu çalışanlarının sorumluluğu aynen devam etmekte, dolayısıyla bu teşkilat, fiziken yaşayan ruhen ölmüş bir kuruma dönüşmektedir.

Bu uygulamanın hayata geçmesi halinde davul tapu çalışanında tokmak ise noterlerde olacaktır.”

GAYRİMENKUL ALIM SATIMLARININ NOTERLERDE DE YAPILMASI HUKUKSUZLUĞA YOL AÇAR MI?

Gayrimenkul alım satım işlemlerinin noterliklere devredilmesi durumunda sektörde yepyeni hukuksuzlukların ortaya çıkacağını dile getiren Gültekin, “Örneğin; taşınmazlar üzerinde bulunan şerhler, irtifak hakları, rehin haklarının ve diğer kısıtlayıcı hakların aktin yapılmasına engel teşkil etmesi tapu dairelerince titizlikle ve kurumsal hafıza ile idare edilmekte iken, noterlerin bu alışkanlığı edinene kadar çok sayıda hatalı işlem yapılacağı aşikardır.

Yine imar uygulaması, kentsel dönüşüm, ifraz, tevhit, kat mülkiyeti gibi teknik arakesiti olan konularda tapu ve kadastro teşkilatı olarak bir yeknesaklık sağlanmış iken, noterler bu tür taşınmazların kök kaydını nasıl değerlendirecekler? Vakıf, orman vb. konularda, noterler taşınmazın geldisini nasıl yorumlayacaklar?” şeklinde konuştu.

İstanbul Tapu Kadastrolular Derneği Başkanı Turgay Gültekin, konuyla ilgili yazısını şu şekilde sürdürdü:

“Tapu dairelerince yapılan bir başka uygulama da red müessesidir.
Kanuni sebepleri gösterilerek işlemin reddedilmesine dair tapu idarelerinin yaptığı bu uygulamada noterlerce yapılamayacak olduğundan tescili olanaksız akitlerin yapılmasına imkan sağlanacaktır.

Tapu arşivinde bulunan her evrakın sistemde olmaması nedeniyle, noterlerin kök kayıtlara inmeksizin akit yapmaları durumunda tescil edilmesi olanaksız olan bu işlemin zararını kim karşılayacaktır.?

Sonuç olarak; başkaca bir çok sorunun yanında devletin sorumluluğunu ortadan kaldıran bu uygulama, artık tapu güvenliğinin olmadığı anlamına gelmektedir.
Tapu satışlarının noterlere devredilmesinin kanımca en önemli sebebi, devletin MK.1007. maddesindeki kusursuz sorumluluktan kurtulması için yapılmaktadır.

Tapu işlemlerini tapu memuru yaparken ortaya çıkan zararı devlet MK 1007. Md. Uyarınca karşılamayı taahhüt etmiş iken, artık bu güvence olmayacaktır. Noterlerin kurduğu/kuracağı fonun gayrimenkulde ortaya çıkacak zararı karşılaması mümkün olmayacaktır.”

Yorum yapmak için tıklayın

You must be logged in to post a comment Login

Yorumunuz

Yukarıya