Emlak Haberleri

Hakan Erilkun ile Emlak sektörünü konuştuk…

Öncelikle www.mulkhaber.com ziyaretçilerine özel sizleri tanıyabilir miyiz? Hakan Erilkun kimdir?

1974 yılında İstanbul‘da doğdum. Tahsil hayatımı İstanbul‘da tamamlayarak Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun oldum. İş hayatımın tamamı emlak sektöründe geçti. Uzun yıllar kurumsal yapılarda üst düzey yöneticilik yaptım. Eğitimli Emlakçılar Derneği’nde iki dönem üstüste yönetim kurulu başkanlığı ve üniversitelerde öğretim görevliliğinin yanısıra son 3 (üç) yıldır Hakan Erilkun Eğitim ve Franchise Hizmetleri olarak emlak ve inşaat firmalarının ekiplerine profesyonel pazarlama ve franchising sistemiyle büyümek isteyen firmalara danışmanlık hizmetleri vermekteyiz.

Emlak sektörünün zor ve keyifli yanları nelerdir?

Emlak sektörü dünyanın en keyifli, en kazançlı ama en zor sektörlerinin başında gelir. Dünyada keyfi ve zorluğu aynı anda yaşatan başka bir meslek dalı yoktur.  Bu nedenle dıştan bakıldığında herkesin yapabileceği bir iş görünümünde olan emlakçılık malesef pek çok girişimcide hayal kırıklığı yaratmaktadır. Bizim mesleğimiz, büyük bir iş disiplinini ve takibini, titiz bir çalışmayı, farklı dallardan eğitimi ve bilgi birikimini ve uzun bir dönem altyapı çalışmasını gerektirir.

Sürekli değişen mevzuatların sektöre ne gibi etkisi nasıl oluyor?

Ülkemiz biliyorsunuz ki bir gecede kanun çıkarılabilen bir hızla çalışan meclis yapısına sahip. Hele hele emlak ve inşaat sektörü ülke ekonomimizin lokomotif sektörü olduğu için bizim sektörümüze ilişkin o kadar çok mevzuat ve kanun değişikliğini takip etmek bir hayli güç oluyor ama işimizin gereği hepsini dikkatle inceleyip bilgi dağarcığımıza almak zorundayız.  Bunların sektöre etkisi pek olumlu olmuyor çünkü uygulamaları çoğu zaman yetkililer de bilmediği, bir başka ifadeyle bir bilgi sindirilmeden diğerlerine geçildiği için uygulamalar malesef sağlıklı olmuyor. Yanlış uygulamaların ceremesini de tüketiciler çekiyor hem uygulama esnasında hem de uygulamalar sonrasında.

Konut satışını artırmak için yeniden bir kampanya başlatıldı. Konut kredileri düştü. Bunun   sektöre etkileri hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Konut kredilerindeki düşmenin satışlara mutlaka ki olumlu bir etkisi var. Tabela faiz oranlarında binde birlik bir düşüş bile anında satışlara yansıyor; o denli hassas bir dengede faaliyet göstermekteyiz. Ancak faizlerin ve dosya masraf kalemlerinin hala çok yüksek olduğunu, 0.80 leri gören bir sektörle mukayese ettiğimiz için söyleyebiliriz.

İstanbul’da konut arzında bir şişkinlik olduğu konuşuluyor. Sizce bu ne kadar doğru?

Gayrimenkulde balonun önüne geçmek ya da bunu bir sınırda tutabilmek için neler yapılabilir? Konut arzında bir şişkinlik olduğu bilgisi doğru değil, bilakis konut açığı var İstanbul’da. Unutmayınız ki  Türkiye’de her 5 kişiden biri İstanbul’da yaşıyor ve her yıl 1.400.000’i aşkın bir konut satışından bahsediyoruz ki bu rakamlara proje satışları dahil değil. Ancak şunu söyleyebiliriz ki bazı bölgelerde (bakir alanlarda) gelecekteki yatırımlar öngörülerek erimesi zaman alacak gayrimenkul projeleri inşa ediliyor. Buralardaki satışlarında bölgenin henüz ham olmasından, ulaşım başta olmak üzere altyapı yetersizliklerinden kaynaklı olarak daha yavaş olması normaldir.

Sektörün başlıca sorunları neler? Çözüm için önerilerinizi belirtir misiniz?

Sektörün ana sorunu elbette düzensizlik. 2003 yılında çıkarılan Emlakçılık Standartarı Tebliği her açıdan yetersiz derken son yapılan düzenleme bir kez daha karışıklığa neden oldu.  Biz malesef ki her düzenlemeyi sınava bağlayan bir yapıya sahibiz. Daha eğitim vermeden sınava tabi tutulan bir meslek dalı nerede vardır? Ana amaç kaliteli bir mesleki eğitim olmalı, sınav değil. Düzenleme o kadar yetersiz ve çelişik ki örneğin sözleşmelerde öngörülen  kişisel verilerin alınması KVK‘ya tamamen aykırı. Alıcı/kiracı adaylarına gösterilen her yer için ayrı belgeler imzalatılması gibi sektör gerçeklerinden uzak, kolaylaştırmak yerine zorlaştıran uygulamalar eskiye rahmet okutuyor. Bu nedenle uygulamanın Ağustos 2020‘ye ertelenmesi yerinde oldu, umarım yeni ve temiz bir sayfa açacak düzenlemelerle sektör yoluna sağlıklı devam eder.

Gayrimenkul sektörünü değerlendirir misiniz?

Gayrimenkul sektörü ekonomik ivme ne olursa olsun Türkiye ekonomisinin temel taşıdır. Gelecek 10 yıllık planlar da tamamen bu sektör üzerine kurgulandığı için kamusal uygulamaların büyük çoğunluğu bizim sektörümüze odaklanıyor. Örneğin krizin ne denli ciddi olduğunu bildiğimiz geçtiğimiz yılki konut satışları bile 1.400.000 sınırında idi. Ticari ve arsa alımlarını henüz hesaba katmadığımız bu rakam bile bir mucize adeta. Çünkü paradan para kazanma dönemi sona erdiği için yatırım araçlarının içinde en risksiz ve getirisini katlayarak artıran tek yatırım aracı gayrimenkuldür.

Dünyada gayrimenkul sektörünün şu anki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu alanda öne çıkan trendlerden ve ülkelerden bahseder misiniz? Sadece ülkemizde değil dünyada da gayrimenkul sektörü en gözde sektör haline gelmiş durumda. ABD Başkanının bile bizim sektörümüzden gelmiş olması yeterli bir örnektir sanırım. Hele hele dünya piyasalarına entegre olmuş bir gayrimenkul sektörü gerçek global kazanca atılan dev bir atılım olacaktır. Gelecekte emlak sektörünün borsaya entegre olması bize emlakla ilgili bildiğimiz tüm gerçekleri unutturacak, insanımızı borsa kültürüne de yaklaştıracaktır.

Türkiye’de yabancıların gayrimenkule olan ilgisini Avrupa ve Orta Doğu ile kıyaslar mısınız? Bu noktada Türkiye’nin artıları ve eksileri nelerdir?

Son dönemde yabancıların gayrimenkul sektörüne ilgisi çok daha fazla. Özellikle de Arap yatırımcıların. Çünkü Türkiye, Mütekabiliyet Yasasının kaldırılmasından sonra gerek prosedürlerin yıkılmasıyla gerekse fiyatlardaki cazibe ve getirisi açısından en gözde ülkelerin başında geliyor. Yabancı satışlarını desteklememek mümkün değil ama bunu ucu çok açık bir hale getirmek uzun vadede bazı sıkıntıları beraberinde getirir. Bu açıdan bakıldığında Mütekabiliyet düzenlemelerinin yetersiz olduğunu, hele hele sınır komşularımızda yaşanan karışıklık nedeniyle çok daha sınırlayıcı ve dikkatli davranılması gerektiğini düşünmekteyim.

Yorum yapmak için tıklayın

You must be logged in to post a comment Login

Yorumunuz

Yukarıya