Emlak Haberleri

İpotek finansmanına kamu güvencesi!

Türkiye’nin ilk ipotek finansmanı şirketi kuruluyor.Hazine, Türkiye’nin ilk ipotek finansmanı şirketi Birleşik İpotek Finansmanı A.Ş. 500 bin TL’lik kuruluş sermayesi aktararak yüzde 5 ortak oluyor. Şirket, bankalara uzun vadeli konut kredilerini menkulleştirerek kaynak yaratacak.

Türkiye’nin ilk ipotek finansmanı şirketi kuruluyor. Özellikle bankalara konut kredilerini menkulleştirip yeni kaynak yaratma fırsatı sunacak ipotek finansmanı şirketine Hazine de ortak olacak. Hürriyet’ten Hülya Güler’in haberine göre; Hazine’nin Birleşik İpotek Finansmanı AŞ ünvanıyla kurulması planlanan şirkete ortak olacağıyla ilgili Cumhurbaşkanı kararı, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu kapsamda Hazine tarafından Birleşik İpotek Finansmanı AŞ’ye yüzde 5 oranında iştirak edilmesi ve 500 bin lira kuruluş sermayesi aktarılması planlanıyor. Kuruluş sermayesine göre söz konusu şirkete yapılacak aktarımlar Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten verilecek. Hazineye ait hisselerden kaynaklanan paydaşlık haklarını kullanmaya, yeni paylar devralmaya veya payları devretmeye Hazine ve Maliye Bakanı yetkili olacak. Kararın hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı tarafından yürütülecek.

ÖNEMLİ ADIM

Uzun zamandır üzerinde çalışılan Birleşik İpotek Finansmanı AŞ’ye Hazine’nin yanı sıra Borsa İstanbul, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği, Türkiye Sigorta Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği ile Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği’nin de yüzde 5’er ortak olacağı ortaya çıktı. Buna göre yüzde 5’i kamuya, yüzde 20’si sektör birliklerinin olacağı şirketin kalan yüzde 75 hissesinin ise kamu ve özel bankalara ait olması planlanıyor. Ortaklık yapısındaki bu dağılımla Birleşik İpotek Finansman AŞ’nin dünyadaki örneklerinde olduğu gibi Türkiye’de de ipotek finansmanında kamu öncülük rolüne sahip olacak. Bankaların likiditesini artırmaya dönük bu hamlenin Türkiye’de özellikle alt gelir grubuna yönelik konut finansmanında etkili olacak. Dünyada yaygın olarak faaliyet yürüten ipotek finansmanı şirketleri Türkiye sermaye piyasalarının derinleşmesi hedefi kapsamında önemli bir adım oluyor.

ABD’DE 80 YILDIR UYGULANIYOR

İpotek finansmanı kuruluşlarının temel örneği ABD’de 1938’de yüzde 100 kamu sermayesine sahip Fannie Mae şirketi kuruldu. 80 yıla yakın zamandır çalışmalar yürüten Fannie Mae’nin bu alandaki liderliği artış göstererek sürüyor. Çünkü; kamunun İpotek finansman kuruluşlarında kurucu veya ortak sıfatıyla yer alması sisteme duyulan güveni arttırıyor. Uluslararası kredi derecelendirme şirketlerinin kamunun da ortak olduğu ipotek finansman kuruluşlarını üst seviyede not vermeleri de bekleniyor. Bu da ihraç edilen menkul kıymetlere yönelik ilgi ve konut finansmanının daha uzun vadede daha düşük faiz oranlarıyla gerçekleşmesinin sağlanması açısından büyük öneme sahip.

ÜLKE ÖRNEKLERİ ÇOĞALDI

ABD’de Fannie Mae’yi 1960’lı ve 70’li yıllarda kurulan iki kamu şirketi daha takip edilirken, önümüzdeki zaman içerisinde önce ABD’de sayıları artan kamu sermayeli ipotek finansman şirketlerinde gelişmiş ve gelişen ülke örnekleri arttı. Malezya, 1986’da kamu – özel ortaklığıyla Cagamas hayata geçti. Hong Kong’un yüzde 100 kamu sermayeli İpotek Şirketi 1997’de çalışmalara başladı. Diğer örnekler arasında 2004 yılında yüzde 100 kamu iştiraki şeklinde hayata geçen Kore Ulusal Konut Finansmanı kuruluşu ve 2007 yılında yüzde 100 kamu iştiraki şeklinde kurulan Japonya Ulusal Konut Finansman Şirketi görülebiliyor.

SİSTEMİN FAYDALARI

İpotek finansmanı şirketlerinin finansal piyasalara yararları şu şekilde:

– Son yıllarda artan kredi/mevduat oranının azaltılarak münferit ve sistemik riskin düşürülmesi,

– İhraç edilen menkul kıymetler karşılığında edinilen kaynaklarla bankaların tekrar kredi tahsis etme olanağı,

– Kredilerin menkul kıymetleştirilmesi neticesinde ikincil piyasanın oluşmasıyla kredilerin likitleştirilmesi,

– Menkul kıymetleştirme sayesinde risk transferinin kolaylaştırılması,

– Sermaye piyasalarında işlem gören yatırım aracı sayı ve çeşidinde artış,

– Farklı risk ve getiri tercihlerine sahip yatırımcılara ürünlerin özelleştirilerek sunulabilmesi sayesinde yatırımcı sayısında artış,

– Risklerin geniş yelpazeli yatırımcı tabanına yayılmasından ötürü bankaların yasal rasyolarının olumlu etkilenmesi.

Yorum yapmak için tıklayın

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

En Çok Okunanlar

Yukarıya